Bir zamanlar Afganistan

Çok değil, yarım asır öncesinin Afganistan’ ının fotoğraflarını görenler sanki bir filmin tekrarını izliyormuşcasına, İran’da yaşananların aynısının bu ülkenin de başına geldiği fikriyle hemfikir. İşte 50’li ve 60’lı yılların Afganistan’ı.

Günümüzdeki Kabil Üniversitesi Kampüsü, fotoğraftakinden pek farklı değil ancak insanlar farklı. 50’li ve 60’lı yıllarda öğrenciler, batı tarzında ve özgürce istedikleri kıyafetleri giyebiliyorlardı. 50’li ve 60’lı yıllarda kadınlar, istedikleri alanlarda profesyonel kariyer yapabiliyorlardı. 1960’lı yıllarda tıbbi bakım konusunda sürekli gelişim gözlenen Afganistan’da, 60’lar Afganistan’daki bir aşı araştırma merkezi halindeydi. Ülke, 60’lı yıllarda pek çok araştırma merkezine sahipti. Eskiden devlet, köylere ve küçük yerleşim birimlerine insanları koleradan ve diğer çeşitli hastalıklardan korumak amacıyla sağlık ekipleri gönderiyordu. Afganistan’da 50’li ve 60’lı yıllarda kız ve erkek izci takımları bulunuyordu ve bu takımların programları ABD ile neredeyse aynıydı. Ancak bu uygulama, 1970’lerin sonu ve Sovyetlerin istilasıyla birlikte kaldırıldı. Afgan halkı sinema ihtiyacını, Park Sineması’nda karşılıyordu. Burada Hollywood filmleri dahil, çeşitli filmlerinin gösterimi yapılıyordu.

Kadınların, özgürlükçü ve refah yaşam tarzı

Evet şaşırmayın, başlıkta belirttiğimiz gibi Afganistan’ dan bahsediyoruz fakat bundan yaklaşık 60 sene öncesinden. İran, nasıl İslam devriminden önce böyle gözüküyorsa, Afganistan’da bir zamanlar altta görebileceğiniz gibi “çağdaş” bir ülkeydi. Fotoğraflar 1960 yılında UNESCO için çalışan, Dr. Bill Podlich’in objektifinden. İki yıl boyunca UNESCO’nun, Afganistan’daki çalışmalarına katılan Podlich’in, çektiği fotoğraflar ile şimdiki Afganistan arasında dağlar değil dünyalar kadar fark var! Kabil’de görev yaptığı ve bu fotoğraf karelerini çektiği zamandan sadece 10 yıl sonra Afganistan, 1979 yılında Sovyetler Birliği ile savaşa tutuşan ve büyük bir dönüşüm sürecine giren ülkenin özlediği zamanları hatırlayalım… Doktor, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) için ders verirken, kadınların hali her şeyin özetiydi. Ülkede, o zamanlar karma eğitim sistemi uygulanıyordu ve üniversitelerin modern ülkelerden hiçbir farkı yoktu.

1940’larda Afgan kadını

50 yıl önce, Afgan kadınları tıp alanında kariyer peşinde koşarlardı. Kadınlar ve erkekler Kabil’deki, sinema salonlarında ve üniversite kampüslerinde bir aradalardı. Banliyödeki fabrikalar,  tekstil ürünleri ve diğer malların seri üretimini yapardı. Bir yasa ve düzen geleneği vardı ve devlet dışarıdan yardım almadan yollar, hidroelektrik santralleri yapmak gibi büyük ulusal projeler üstlenme gücüne sahipti. Sıradan insanların, eğitimin onlara fırsatlar yaratabileceğine dair umutları ve inançları vardı. Parlak bir geleceğin onları beklediğini düşünüyorlardı. Bunların hepsi 30 yıllık savaşla yerle bir edildi, ama gerçekti.

Afganistan

Biz susalım fotoğraflar konuşsun

Olmaz denilen şeyler nasıl olur? Hayaller ne kadar kırılgandır? Çok değil, yarım asır öncesinin Afganistan’ının fotoğraflarını görenler sanki bir filmin tekrarını izliyormuşcasına, İran’da yaşananların aynısının bu ülkenin de başına geldiği fikriyle hemfikir. İşte 50’li ve 60’lı yılların Afganistan’ı. Günümüzdeki Kabil Üniversitesi Kampüsü, fotoğraftakinden pek farklı değil ancak insanlar farklı. 50’li ve 60’lı yıllarda öğrenciler, batı tarzında ve özgürce istedikleri kıyafetleri giyebiliyorlar, kadınlar istedikleri alanlarda profesyonel kariyer yapabiliyorlardı. Afganistan’da 50’li ve 60’lı yıllarda kız ve erkek izci takımları bulunuyordu ve bu takımların programları ABD ile neredeyse aynıydı. Ancak bu uygulama, 1970’lerin sonu ve Sovyetlerin istilasıyla birlikte kaldırıldı. Bugün yoksulluk ve çatışma, Afganistan’ı tanımlayan kelimelerin başında geliyor. Birçok insanın Ortaçağ medeniyeti olarak kabul ettiği Afganistan, bundan yarım asır önce gelecek vaat eden bir demokrasiydi.

Bir zamanlar Afganistan bambaşka bir yerdi

Fox ve Prince gibi birçok insan, Afganistan’ı devlet idaresinin mümkün olmadığı, kaosun hüküm sürdüğü bir yer olarak görüyor. Son 30 yıldır savaşlardan belini doğrultamayan ülkenin, gazete ve televizyonlara yansıyan görüntüleri, Afganistan’ın Ortaçağ’dan hiçbir zaman çıkamadığı izlenimi veriyor. Ancak geçmişin Afganistan için sakladıkları çok başka. Bundan tam 50 yıl önce, Afganistanlı kadınlar tıpta kariyer ediniyor, kadın ve erkekler Kabil’in sinema ve üniversite kampüslerinde beraber vakit geçiriyorlardı. Banliyölerde kurulan fabrikalarda, tekstil gibi birçok sektörde mal üretiliyordu. Kanun ve düzenin geçerli olduğu ülkede devlet, hidroelektrik santralleri ve yollar inşa edebiliyordu. Sokaktaki insanlarda umut, eğitimin verdiği fırsatlarla geleceği değerlendirme isteği vardı. Ancak 30 yıl süren savaşların ve Batılı güçlerin “özgürlük ve refah” vaat ettikleri operasyonların ardından, Afganistan ümit ettiği geleceğini asla elde edemedi.

Focus Haber-Mashal Haidari