Corona virüsüne karşı nasıl beslenmeliyiz?

Corona virüsü salgınından korunmak için nasıl beslenilmesi gerektiğiyle ilgili tavsiyelerde bulunan Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üy. Gizem Köse, “Bu dönemde sabahları mutlaka yumurta tüketilmeli, yumurtanın içerisindeki öğelerin vücutta kullanılabilir hale gelmesi için yanında taze sebze tüketimi arttırılmalıdır. Bağışıklık öğelerimiz proteinlerden oluşur. Bu yüzden protein içerikli yumurta, et, tavuk ve özellikle de balık tüketimini arttırmamız gerekir. Ancak etten üretilen ürünler (salam, sosis vb) bağışıklık sisteminin gücünü düşüreceğinden uzak durulmalıdır” dedi.

Özellikle son birkaç gündür yayınlanan mucizevi besinlerle ilgili bildirimlerin halkı yanıltıcı ve gerçek dışı olduğuna dikkat çeken Köse, “Virüsler, bakteriler gibi hareket etmediği için sihirli bir besin takviyesi ya da akut tedaviyi sağlayacak bir besin bulunmamaktadır. Virüsten korunmamız ve yakalanma durumunda sistemimizden atabilmemiz için bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekir. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin en önemli yollarından biri bağışıklık öğelerini ve güçlerini arttırmaktır” dedi.

Özellikle bu dönemde sabahları yumurta tüketmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üy. Gizem Köse şunları söyledi: Bağışıklık öğelerimiz proteinlerden oluşur. Bu proteinler, yoğunluklu olarak hayvansal kaliteli proteinlerde bulunur. Bu yüzden protein içerikli yumurta, et, tavuk ve özellikle de balık tüketimini arttırmamız gerekir. Ancak etten üretilen ürünler (salam, sosis vb) bağışıklık sisteminin gücünü düşüreceğinden uzak durulmalıdır.

Bu dönemde sabahları mutlaka yumurta tüketilmeli, yumurtanın içerisindeki öğelerin vücutta kullanılabilir hale gelmesi için yanında taze sebze tüketimi arttırılmalıdır.

Ayrıca sağlıklı yağ asitlerini içeren ve kolay sindirilen bir protein olan balık sıklığı arttırılmalıdır. Balığın içerisindeki mineraller de bağışıklık öğelerinin oluşumuna destek olur. Bağışıklık gücünü arttırmak için antioksidan alımını arttırmamız gerekir.

Köse, “Öğünlerde farklı renkte sebze ve meyvelerin tüketimi ile renkleri onlara sağlayan bitkisel öğelerin alımı arttırılacaktır. Bir sebze ya da meyve ne kadar parlak ve renkli ise o kadar fazla öğe içerir” dedi ve ekledi: “Aynı zamanda her renk farklı bir öğeyi temsil etmektedir. Örneğin; kırmızı renk likopen, turuncu renk ise karoten içeriğini gösterir.

Mümkün oldukça her renk sebze bütün ana öğünlerde, ara öğünlerde ise parlak renkli (kivi, yeşil elma, portakal gibi) meyveler tüketilmelidir. Yeterli tüketim oranına bakarsak günde 2 porsiyon sebze ve 3 orta boy taze meyve yeterli olacaktır. Fazlasının bağışıklık sistemine desteği olmayabilir hatta enerji alımını arttırabilir. Bu yüzden faydalı olan şeyleri de oranlarında kullanmalıyız”

Bal ve kuruyemiş tüketimine de değinen Dr. Öğr. Üy. Gizem Köse, “Bağışıklığımızı destekleyecek öğelerden biri de doğal öğeleri içeren baldır. Özellikle üreticisine güvendiğiniz bal, propolis gibi arı ürünlerini kullanmak bağışıklığı güçlendirir. Sabahları tüketilecek 1 tatlı kaşığı bal öksürüğü engellemeye de yardımcı olur. Propolis ve arı sütü ise bağışıklık öğelerinin gücünü arttırmada destekçidir. Ancak üretimine güvenmediğiniz, glikoz şurubu kullanılan bal ve arı ürünlerinde bu öğeler bulunmamaktadır. Bir diğer destek ise kuruyemişlerdir.

Kuruyemişlerin özelliği içerdikleri vitaminden değil minerallerden gelmektedir. Mineraller çoğunlukla metabolizmanın işlemesinde ve proteinlerin yapımında görev alırlar. Özellikle çinko ve magnezyum gibi mineraller her ne kadar boyutları küçük olsa da neredeyse bütün enzim sistemlerinde görev alırlar. Bu yüzden günde 1 avuç kadar ceviz, fındık veya badem tüketmek bu dönemde bağışıklığın desteklenmesine yararlı olacaktır” şeklinde konuştu.
Yeterli su tüketimi bütün hastalıkların önlenmesine önem arz ettiğini de söyleyen Köse şunları söyledi: “Çünkü vücuttan uzaklaştırma yöntemlerimizden biri idrara çıkmaktır. Ayrıca kan dolaşımının düzenli sağlanabilmesi için günde en az 1.5 litre su tüketmemiz gerekir. Şu an içinde bulunduğumuz durumu da düşünürsek günde en az kg başına 30 ml su tüketmemiz salgından korunmamıza yardımcı olacaktır.
Su yerine geçen bazı bitki çayları (ıhlamur, adaçayı gibi) tüketilebilir. Ancak burada unutulmaması gereken bir şey var, o da çay ve kahve su yerine geçmez. Sadece su olarak en az 1.5 lt tüketmemiz, geriye kalan suyu ise çorba, ıhlamur, adaçayı, bazı sebzelerden almamız gerekir. Su olmadan besin öğeleri hücrelere taşınamaz. Bu yüzden fizyolojik süreçlerimizin aksamaması için sadece su olarak tüketmemiz gereken miktara dikkat edelim.
Dünyaca ve ülkece zorda olduğumu bu salgında sağlık bakanlığının el yıkama ve toplu alanlardan uzak durma uyarılarına dikkat ettiğimiz sürece mucizeye ihtiyacımız kalmayacaktır.
Beslenme, su tüketimi ve düzenli uyku açısından kendimizi desteklediğimizde de korunmayı güçlendiririz” dedi.