Tarih içinde uzun yolculuklar: Yörükler

İnsan, hayvan ve tabiat ilişkisi içerisinde tabiatla bütünleşerek ve onu koruyarak yüzyıllar içinde meydana gelen, kendine özgü kültür ve uygarlık değerlerine sahip olan göçebeliğin, insanlık tarihinin yarısından fazlasını oluşturduğu bir gerçektir. Yörükler de bunun bir örneğidir.

Yörükler, Anadolu ve Rumeli’de göçebe yaşam tarzını benimsemiş,  yaylak- kışlak olarak yaşayan, geçimlerini hayvancılıkla sağlayan ve mevsimlere göre ova veya yaylalarda kurdukları çadırlarda oturan Oğuz Türkleri’nden oluşmakta, Yörükler’e aynı zamanda Türkmenler’de denilmektedir. Anadolu’da, “Cesur, iyi yürüyen, eli ayağı sağlam” gibi anlamları ifade eden “Yörük” kelimesi yerine, “Yürük” kelimesi de kullanılır. 11. Yüzyılda Orta Asya’dan göç eden ve göçebe hayat yaşayan Oğuzlar, Malazgirt Zaferi’nden sonra İran’dan geçerek, Anadolu’ya geldiler. Burada da eski yaşam tarzlarını devam ettiren Oğuzların, bir kısmı yerleşik yaşama geçerek Türkmen adını aldı, bir kısmı ise göçebe hayatını sürdürüp Yörük ismiyle anıldı.  Anadolu’nun İslamlaştırılıp, Türkleştirilmesi sırasında Oğuz boyları, Anadolu’nun her tarafına yayıldı. Osmanlı’nın uyguladığı iskân siyasetinin ana unsuru Yörükler olmuştur. Osmanlıların Rumeli’ye geçişinden sonra, Yörükler’in önemli bir bölümü de Rumeli’ye göç ettirildi. Osmanlı, 1356 yılından itibaren Rumeli topraklarına yerleştirdikleri Yörüklerle, bölgenin genel nüfus yapısını değiştirmişlerdir.

Yörükler Anadolu’da, Ege kıyılarından başlayarak Toros dağlarının kuzey ve güneyine, Konya-Karaman, Isparta-Burdur yörelerini içine alan Göller Bölgesi’nde ve Kahramanmaraş-Gaziantep sınırlarına kadar uzanan geniş bir coğrafi alana yayılmışlardır. Akdeniz bölgesinde bulunan Yörükler’in bir kısmı yaylak ve kışlak hayatı yaşamaktadır. Bunlardan bazıları Honamlı, Saçıkara, Sarıkeçili Yörükleridir. Akdeniz Bölgesi’nin Adana, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Osmaniye, Mersin ve Antalya illerinde yaşayan Yörüklere, Aydın’dan göçle geldikleri için “Aydınlı” denilmektedir. Yörükler, Anadolu halkının çok önemli nüfus çoğunluğunu oluştururlar. Balkanlar’da yaşayan Türkler arasında da yüksek miktarda Yörük bulunmaktadır. Rumeli Yörükleri: Kocacık, Naldöken ve Vize Yörükleri olarak ayrılmakta, bugün Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya’nın dağ köylerinde yaşamaktadırlar. Günümüzde, Yörüklerin büyük bölümü tam olarak yerleşik yaşam biçimine geçmişlerdir. Fakat panayır, keşkek, kıl çadırı, kilim, hasır ve deve güreşleri gibi alışkanlıklarını hâlen devam ettirmektedirler.

Yörükler ve yerleşim biçimleri
Yörüklerin hayat tarzı

Yörüklük göç, çadır, sürü, yerleşme ve örgütlenme düzeni, üretim-tüketim kalıpları; aile, evlilik, akrabalık biçimleri, giyim-kuşamlarıyla kendine özgü özellikler gösteren bir yaşam biçimidir. Başlıca geçim kaynakları hayvancılık olan Yörükler, daha çok koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanların yetiştiriciliğini yapmaktadırlar. Çünkü göç sırasında küçükbaş hayvanlarla yer değiştirmek daha kolaydır. Yörükler, “Aşiret” ya da “Oba” denilen geniş aileler halinde yaşarlar. “Honamlı Aşireti” “Tekeli Aşireti”, Saçıkara Aşireti” gibi tanımlamalar bu büyük aileleri ifade etmek için kullanılır. Ancak zaman içinde yerleşik hayata geçilmesiyle ve evlenme yoluyla yeni akrabalıkların meydana gelmesiyle aşiretler özgün halini yitirmişlerdir. Yörükler, kendi içlerinde Koyunlu Yörükler ve Keçili Yörükler olarak bölünmekte, daha sonra ise Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Sarıkeçililer, Karakeçililer olarak kollara ayrılmaktadır. Bu temel ayrım, Türklerin genel yaşam tarzını belirleyen bir sınıflandırmadır. Temel uğraş alanı olan hayvancılıkta, sürülerin çeşidi, Yörük obalarının nerede yaşayacaklarını da belirlemiş ve yaşam alanları o bölgelerde kurulmuştur.

Focus Haber-Kardelen Bektaş